BAŞAK eRKEĞİNİ KENDİNE AŞIK ET | vAZGEÇİLMEZİ OL
- Sümbül Gazel
- 20 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
"Başak Erkeğini Kendine Aşık Et" Kitabından alıntıdır

GİRİŞ
Bu kitap, bir erkeği etkilemenin yollarını anlatmak için yazılmadı.
Daha doğrusu, yalnızca bunun için yazılmadı.
Yıllardır şunu gözlemliyorum: Kadınlar bir erkeği anlamaya çalışırken çoğu zaman yanlış yerden başlıyor. Onu tanımlamaya, sınıflandırmaya, tek bir karaktere indirgemeye çalışıyorlar. Oysa astrolojide —özellikle Vedik bakışta— insan tek başına okunmaz. İlişki, iki bilincin temas ettiği yerde şekillenir. Ve erkek, karşısındaki kadına göre başka bir yüzünü gösterir.
Başak erkeği bunun en net örneklerinden biridir. Aynı erkek, bir kadının yanında mesafeli ve eleştirel; başka bir kadının yanında ise ilgili, koruyucu ve şaşırtıcı derecede açık olabilir. Bu fark çoğu zaman “erkek değişti” diye yorumlanır. Oysa değişen şey, erkeğin değil; ilişki içindeki dinamiğin kendisidir.
Bu kitapta Başak erkeğini tek başına ele almıyorum. Onu, temas ettiği kadın enerjileriyle birlikte okuyorum. Koç kadınıyla başka, Boğa kadınıyla başka, İkizler kadınıyla bambaşka bir erkekle karşılaşırız. Çünkü Merkür’ün doğası böyledir: uyumlanır, şekil değiştirir, temas ettiği alanın dilini konuşur.
Anlatımı bu yüzden kuru astrolojik tanımlar üzerine kurmadım. Hikâyeler, sahneler ve gerçek danışmanlık dinamikleri eşliğinde ilerliyorum. Okurken yalnızca “Başak erkeği şöyle” demeyeceksin; aynı zamanda “ben bu ilişkide neredeyim?” sorusuyla da karşılaşacaksın.
Bu kitap, hızlı tüketilen bir ilişki rehberi değildir. Ama ağır bir teknik metin de değildir. Akacak, düşündürecek ve bazı yerlerde durup kendine bakmanı isteyecek. Çünkü vazgeçilmez olmak, bir erkeği elde etmekten çok daha farklı bir şeydir. Bu bir duruş meselesidir.
Ve bu duruş, öğrenilebilir.
Bölüm 1
Ön Eleme
Asistan seçmek benim için bir destek meselesi değildir; bir filtre meselesidir. Yanıma aldığım kişi, yalnızca not tutan ya da randevu ayarlayan biri olamaz. Benim dünyamda asistan, zihinsel bir eşik görevi görür. Kim içeri girer, kim dışarıda kalır; bu ayrımı ilk o yapar.
Bu yüzden ilk baktığım şey tecrübe değil, zeka hızıdır. Bir insanın bir cümleyi kaç saniyede çözdüğü, bir sorunun alt metnini yakalayıp yakalayamadığı, konuşanın ne söylediğinden çok neyi sakladığını fark edip edemediği… Bunlar benim için belirleyicidir. Analiz yeteneği olmayan biri, benim alanımda yalnızca kalabalık yaratır.
Asistanımda aradığım ikinci nitelik insan okuma becerisidir. Danışmanlık isteyen biri kapıdan içeri girdiğinde, anlattıklarından çok duruşu konuşur. Ses tonu, kelime seçimi, acele mi yoksa kontrol mü ettiği… Bunları ayıklayamayan biri benim adıma eleme yapamaz. Çünkü ben, herkesle çalışmam. Bunu baştan bilmesi gerekir.
Üçüncü ve vazgeçilmez kriter ise soğukkanlılık. Duygularla değil, verilerle düşünebilen; dramatik hikâyelere kapılmadan özü görebilen biri. Benim yanımda duygusal değil, berrak zihin gerekir.
Onu bu yüzden seçtim.
Ofisim, bu zihinsel düzenin doğal bir uzantısıdır. Gösterişsiz ama net. Dağınık değil, steril de değil; yaşayan ama kontrol altında bir alan. Açık renkler, sade çizgiler, gereksiz hiçbir eşya yok. Masamda yalnızca gerçekten kullandığım şeyler durur. Çünkü benim için alan da zihin gibidir: fazlalık barındırmaz.
Asistanım genelde sessizdir. Fazla konuşmaz, doğru anda konuşur. Gözlemi kuvvetlidir; not alırken bile analiz eder. Danışmanlık talebi geldiğinde ilk soruları o sorar. Benimle çalışmak isteyen herkes, önce onun filtresinden geçer. Bu bir prosedür değil, bir prensiptir.
Ve bir gün, yine böyle bir ön eleme sonrası bana dönüp şunu sordu:
“Başak erkeğiyle ilgili danışmanlık isteyen kadınlarda özellikle neyi ayıklamalıyım? Hangi cevaplar gerçekten potansiyel, hangileri zaman kaybı?”
İşte bu soru, bu kitabın kapısını açtı.
Başak Erkeğine Açılan Kapı
Asistanım soruyu sorduğunda, aslında bir erkeği değil; bir sistemi merak ediyordu. Başak erkeği, dışarıdan bakıldığında mesafeli, seçici ve hatta fazlasıyla eleştirel görünür. Oysa mesele soğukluk değil, ayıklama ihtiyacıdır. Her şeyi, herkesi ve her ihtimali zihninde tartar. Onun dünyasında duygular baştan kabul edilmez; önce anlamlı bulunur, sonra değerlendirilir.
Başak erkeğinin ilk eşiği, görünürde basit ama çoğu kadının gözünden kaçan bir noktadadır: zihinsel düzen. Ona yaklaşan kadının ne söylediğinden çok, nasıl düşündüğü ilgisini çeker. Sorularının cevabını değil, cevap verirken kurduğu mantığı dinler. Dağınık, tutarsız ya da aşırı duygusal bir ifade, henüz ilişki başlamadan elenme sebebidir.
Asistanıma şunu söyledim: ........ Devamı için kitabı inceleyebilirsiniz......



